Yeni dönem yaklaşırken ve buçuklu yaşlardaki çocuklar için okul söz konusu olmaya başlamışken, Aylin Sılığ isimli blog yazarı bir annenin yazısını sizinle paylaşmak istedik. Aylin hanımın Ege isimli bir oğlu var ve tecrübelerini sizler için kaleme almış.

***

Anaokulu Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?

Ege için anaokulu araştırmamızın sonuna geldim. Arayış içinde olan birçok anne var, bu nedenle fikir vermek adına deneyimlerimi kaleme alıyorum. Dün itibariyle 12 yer gezdim, gezdikçe ne istemediğimi ve ne arayacağımı daha iyi anladım.

Ben ne aradım?

Benim eğitim anlayışıma paralel olup da Ege’nin rahat ve mutlu olabileceği bir yer aradım. Sonuçta çocuklar her yere, her koşula uyum sağlar ve mutlu olmayı bilirler. (Savasın ortasında oyun oynayan çocuk resimleri görmüşsünüzdür.)

Çok büyük binalar istemedim. Butik kreş diyebileceğim, kurumsallaşmamış, amatör ruhla, samimiyetle yönetilen, sahibinin gerçekten işin başında durup ilgilendiği bir yer istedim.

Aydınlık ve geniş sınıflar olmasını önemsedim, Ege’nin ayakkabısını, montunu giydiren değil, onun hızına göre hareket edip sabırla ona kendi işini yapma fırsatı verecek bir yer aradım.

‘Koşma!’ yerine ‘Yavaş yürüyoruz’, ‘Vurma!’ yerine ‘Kızınca arkadaşına böyle davranabilirsin’ diye yol gösteren bir yer aradım.

Güler yüzlü, sıcak, alanda eğitimli, tecrübeli ama hala genç ve dinamik öğretmen aradım.(Genellikle liselerin çocuk gelişimi bölümünden mezunların öğretmen olarak çalıştığını ve bunu engelleyen herhangi bir yasanın da olmadığını öğrenince çok şaşırdım)

Fark ettiğiniz üzere öğretim öncelikli kıstasım değildi. Asıl önemli olan eğitimci çünkü Ege’yi mutlu edecek ya da etmeyecek olan şey; neler öğrendiği değil nasıl bir ortamda öğrendiğiydi.

Ayrıca haftada bir bile olsa içeriği denetlenmeyen, velilerin gönderdiği piyasa çizgi filmlerini 1,5 saat seyretmeyeceği için, Fast food restoranlara şenlik havasında geziye gitmeyeceği için, TV, bilgisayar başında oturmayacağı bir yer aradım.

‘Keşke’lerim yok mu? Var.

Ödül kullanımı olmasaydı; “Yemeğini bitirdin, al sana çıkartma!!!

Bahçe çim olsa, içinde ahşap oyun alanları olsa,

Yılsonu gösterileri olmasa (ön planda olan çocukların daha da öne çıkması için pekiştireç, o kadar ön planda olmayanların sahne ve performans kaygısı yaşamalarına neden olan, çocuk için çocuğun yararına değil, ticari kaygı nedeniyle okul yararına yapılan bir faaliyettir.). Yılsonu gösterileri topluluk önünde olma, arkadaşlarıyla ortak bir çalışma yapma, özgüven(!) arttırma gibi nedenlerle açıklanmaya çalışılıyor. Ben de diyorum ki tüm bunları çocukluğun doğasıyla ters düşmeden, kaygı yaşatmadan, onları sahneye sürmeden de verebilirsiniz ve diyorum ki umarım sahnede kendini güvensiz ve tedirgin hisseden sizin çocuğunuz olmaz güzel anneler.

Son ve en büyük ‘keşke’m ise çocuğun içsel merakını bastırmadan, sürü psikolojisi yaratmadan, özgür seçim yapabileceği ve bağımsız olabileceği bir ortamda eğitim alması olurdu, yani MONTESSORI eğitim sistemi uygulayan bir okulda olması. Bunu artık evde destekleyip, eldeki sistemle mutlu olacağız.
Umarım her şey iyi olur.

Aylin SILIĞ
Uzm. Psikolog
Eskişehir

http://benimegem.blogspot.com

Leave Your Reply